9 Eylül 2009 Çarşamba

Hepatit B Nedir?

Hepatit B, karaciğer iltihabı manasına gelen hepatit hastalığının etkeni olan virüslerden sadece bir çeşididir. Oluşturduğu hastalık, çok ağır septomlara neden olabilmektedir. Bu virüs, aslen karaciğerde yer tutar ve karaciğerde çoğalır ve zaman ilerledikçe karaciğeri aşındıracak aşamalara gelir.

Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve Türkiye’de oldukça ciddi bir sağlık problemdiir.

Ülkemizde şu anda her üç vatandaşımızdan yaklaşık biri Hepatit B ile karşılaşmıştır ve her on kişiden biri Hepatit B virüsünü taşımakta ve başkalarına bulaştırmaktadır. Bu virüs hastalığa yakalananların % 75-80 inde hiçbir belirti vermeden gelişir, genel sağlık taramalarında ve kan bağışlarında yapılan tahlillerde tesadüfen ortaya çıkartılır. Kuluçka süresi iki - altı ay arasında farklılık göstermektedir. Bu süreler akabinde gözlenebilen hastalık septomları ;

- Karaciğer bölgesinde hassasiyet

- İştahsızlık

- Bulantı

- Kendini çok fazla halsiz ve yorgun hissetme

- Kusma

- İdrarın koyu bir renk alması

- Karın bölgesinde ağrı

- Deride ve göz aklarında sararma

Hepatit B virüsü bulaştıktan sonra üç yol izler:

* Hastanın bağışıklık sistemi güçlüyse vücudunda virüse karşı antikor oluşur ve virüs vücutta belirli bir düzeyde kalır,artık kişi doğal olarak aşılanmıştır, tam olarak iyileşmiştir. Yaşam boyu Hepatit B’den korunacaktır.

* Oluşan bu koruyucu antikorlar, şayet olması gereken düzeye gelmezse kişi taşıyıcı konumunda kalacaktır,henüz kendisi hasta değildir ancak potansiyel virüs saçıcısıdır,çevresi için hastalığın bulaşmasında ciddi bir tehlike meydana getirir. Özellikle Türkiyede bu manada gizli taşıyıcılar oldukça çoktur,hastalığın kontrolsüz bulaşmasında en sessiz ve sinsi yolu oluşturur. Taşıyıcı kişiler için risk seneler sonra ortaya çıkabilir.Taşıyıcı, karaciğer kanserine yakalanabilir ya da organları zarar gördüğü için karaciğer yetersizliği sorunu yaşayabilir.

* Hastada koruyucu antikorlar hiç oluşamaz,daima virüs kevvetlidir ,bünye virüsle yaptığı savaşı kaybetmiştir, karaciğer işlevleri bozuktur,karaciğer enzimleri yüksektir,kişi aktif hastadır, hızla karaciğer yetmezliğine gider ya da hastalık senelere yayılır zamanla karaciğer yetmezliğine ya da karaciğer kanserine dönüşür.

Hepatit B’nin hedefi karaciğerdir.

Karaciğer bünyeyi atık maddelerden arındıran,sindirimde vazifeli safrayı sentezleyip kana veren ,vücutta görevli pek çok taşıyıcı proteinleri sentezleyen çok önemli bir organdır.Karbonhidrat,yağ ve protein metabolizmasında da çok mühim vazifeleri bulunur.

Bu virüs karaciğer dokusunu oluşturan hücreleri tutar,bu hücreler zamanla işlevlerini yapamaz duruma gelir,yukarıda sözünü ettiğimiz yollara göre karaciğeri zedeleyebilir ve tek tek hücre ölümü başlayabilir, akabinde karaciğer doku kaybı oluşabilir. Sonuç: Dönüşü olmayan organ hasarı.

Hepatit B Nasıl ve Hangi Yollarla Bulaşır ?

Hepatit B, kan aracılığı ile ve çoğunlukla da yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları:tükürük,ter,cinsel organ sıvıları) bulaşır. Ciltteki bir çatlak veya açık yarayla temas eden bir damla kan veya tükürük dahi hastalığın bulaşması için kafidir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum sırasında bulaşabilir.

En mühim ve çok sık rastlanan bulaşma tipi cinsel ilişkidir zira ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla bile bulaşması mümkündür.Kan ve kan ürünlerinin nakli,kirli enjektörlerin kullanımı(ör:uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi hijyenik olmayan şartlarda ortak kullanılan enjektörlerle),yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve pedikür setleri, tıraş bıçakları, makaslar, steril olmayan aletlerle yapılan sünnet,kulak delme işlemleri ve ortak kullanılan diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına sıklıkla aracılık etmektedir.

“Hepatit B Taşıyıcılığı” Ne Demektir ?

Bu virüs ile temas eden her on bebekten dokuzu ve her on yetişkinden biri altı ay mikrobu vücudundan atmaya muavaffak olamazsa çmür boyu taşıyabilecek ve insanlara bulaştıracaktır. Fakat taşıyıcılarda hastalık hali çeşitlilik gösterebilmektedir. Karaciğerlerinde oldukça ağır hasarın ortaya çıktığı kişilerde, seneler sonra Karaciğer Yetmezliği, Siroz ve Karaciğer Kanseri görülebilmektedir. Kronik hepatitlilerin (sürekli hepatik) %25′i Primer Karaciğer Kanseri ve Siroz sebebiyle hayatlarını kaybetmektedir. Hepatit B Primer Karaciğer Kanserlerinin yüzde 60-80′inden sorumludur. Ve karaciğer kanserleri kanser ölümleri içinde ilk üç sırada bulunur. Hepatit b virüsü sigaradan sonra en çok karşılaşılan kanser sebebidir.

Hepatit B Risk Grupları Hangileridir ?

* Hepatit B’li anneden doğan bebekler

* Ev içinde Hepatit B hastası yada taşıyıcısı olanlar

* Birden fazla kişi ile cinsel ilişkisi olanlar

* Eşcinseller

* Kan ve kan ürünleri kullananlar

* Hemodiyaliz hastaları

* Damar içi ilaç bağımlıları

* Sağlık personeli

Toplu halde bulunulan okullar, kreşler, kışlalar, yurtlar, huzurevleri v.s. mekanlarda yaşayanlar risk gruplarını oluştururlar.

Hepatit B’den Korunmak Mümkün müdür ?

Virüs vücuda girmemişse korunması kesinlikle mümkün olan bir hastalıktır.En etkili korunma yolu da aşılanmadır.Koruyuculuğu %90-95′tir. Eğer koruyucu düzeyde antikor titresi elde edilmişse koruyuculuk %100′e ulaşır.

Aşılama,taşıyıcılara ya da aktif hasta olanlara yapılamaz.

Uygulanacak aşı şeması,toplam üç dozun belirli zamanlara bölünerek uygulanması ile olur.

Genel olarak kullanılan aşı şeması: ilk doz 0.ay(sıfırıncı ay) kabul edilmek kaydıyla,bir ay sonra 2.doz ve 5 ay sonra 3.doz olmak üzere 0-1 ve 6.ayda yapılan 3 doz aşı uygulamasıdır.

Bir diğer uygulama da hızlı cevap beklenen olgulardaki kullanılan şemadır:

0.ayda 1.doz,bir ay sonra 2.doz,bir ay sonra 3.doz ve de 12.ay da(yani son 3.dozdan 11 ay sonra ) 4.dozun yapılmasıdır.

Salgı Bezlerin Şişmesi

Lenf bezleri bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Genelde ciddi olmayan enfeksiyonlara reaksiyon göstererek şişebilirler. Ancak salgı bezlerinin şişmesi kanserden ya da bir ilaca gösterilen reaksiyondan da kaynaklanabilir.

Şişen bölgeye hafifçe bastırarak salgı bezlerinin büyüdüğünü anlayabilirsiniz. Şişmenin gerçekleştiği bölge enfeksiyonun kaynağını anlamanıza yardımcı olabilir.

Çocuğunuz 3 yaşından küçükse ve salgı bezleri şişmişse doktorunuzu arayın. Daha büyük çocuklarda enfeksiyon düzelince şişen salgı bezleri de genelde kendiliğinden iyileşir. Daha uzun süren şişliklerin doktor tarafından muayene edilmesi gerekir.

Genelde şişen salgı bezleri büyümeye devam ederse ve beraberinde 5-7 günden daha uzun süren ateş varsa çocuğunuzu doktora götürmelisiniz. Tedavi salgı bezlerinin şişmesine neden olan rahatsızlığa göre farklılık gösterir.

Pelvik Muayene Yaptırmak

İlk Defa Pelvik Muayene Yaptırmak
Pelvik muayene, vajina ile dişi üreme organlarının (rahim, yumurtalıklar ve rahim boynu) muayene edilmesidir. Cinsel açıdan aktifseniz, jinekolojik sorunlarınız Muayene Neden Gerekli?, bölümüne varsa kendinizi hazır hissettiğinizde ya da 18 yaşına geldiğinizde ilk pelvik muayenenizi (doktorunuz cinsel organlarınızı sağlıklı olup olmadıklarını anlamak için kontrol eder) olmanız gerekir.
Jinekologlar (uzmanlık alanı kadınlar olan doktorlar), aile doktorları, ergen tıp doktorları, pediyatristler, dahiliye uzmanları ve uzman hemşireler pelvik muayene yapabilir.

Neyle karşılaşacağınızı bilmediğinizden ilk defa pelvik muayene yaptırmak korkutucu olabilir. Muayeneye bir arkadaşınızla birlikte gitmeniz faydalı olabilir. Annenizin, bir arkadaşınızın ya da bayan bir akrabanızın sizinle gelmesini isteyebilirsiniz. Derin nefesler alarak ya da diğer gevşeme egzersizlerini yaparak muayene sırasında sakin olmaya çalışın. Muayene sırasında ve öncesinde doktorunuzdan yapacağı şeyleri size açıklamasını isteyin.

Siz rahat olduğunuzda bu hem sizin için hem de doktorunuzun sizi muayene etmesi için daha iyidir. Merak etmeyin; pelvik muayene yaptırmak biraz rahatsızlık verici olabilir. Ama canımzı yakmaz.

PELVİK MUAYENEYE GİTTİĞİNİZDE DOKTORUNUZLA NE KONUŞMALISINIZ?
Doktorunuz vücudunuzu ve yaşamakta olduğunuz değişimleri anlamanız için size yardımcı olabilir. Sorularınız varsa (örneğin göğüsleriniz ya da adet kanamalarınızla ilgili) doktorunuza sorabilirsiniz. Doktorunuz sizin sağlıklı ‘ olmanız için elinden geleni yapacaktır.

Nadiren de olsa cinsel ilişkiye giriyorsanız doğum kontrol yöntemlerini ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları önleme yollarını konuşmalısınız. Doktorunuz korunmanız için akılcı kararlar verebilmeniz için size bu konuda sorular sorabilir.

PELVİK MUAYENE NASIL YAPILIR?

Bütün muayene özel bir muayene odasında yapılır ve yaklaşık 10 dakika sürer. Sizden kıyafetlerinizi çıkarmanız, ince bir elbise giymeniz ve muayene masasına yatmanız istenir. Doktorunuz ayaklarınızı masanın ucundaki özel ayaklık bölümüne yerleştirmenizi, sonra da dizlerinizi yukarı çekmenizi isteyecektir. Bacaklarınızın üzerine bir örtü örtülür. Sadece birkaç dakika bu pozisyonda kalmanız istenir.

1. Adım Doktorunuz dizlerinizi açmanızı söyler. Ellerine eldiven giyen doktorunuz yara ya da döküntü olup olmadığına bakmakiçin genital organlarınızın dış bölümlerini inceler.

2. Adım Doktorunuz vajinanıza bir spekülom sokarak başlayan iç muayeneye geçer. Spekülom birbirine bakan iki büyük kaşığa benzeyen metal ya da plastik bir alettir ve doktorunuzun daha kolay inceleyebilmesi için vajinanızın duvarlarını açmaya yarar. Vajinanızın içerisinde hafif bir gerilme ya da baskı hissedebilirsiniz. Sakin olun ve derin nefes almaya devam edin; kaslarınız gevşerse spekülom içeriye sizi rahatsız etmeden girebilir.

Doktorunuz enfeksiyon kaptığınızdan endişe ederse, vajinanızın içerisinden sıvı örneği almak için pamuklu bir çubuk sokabilir. Kadınların çoğu bunu hissetmez. Bu örnek, enfeksiyonun nedeninin anlaşılması için bir labaratuvara gönderilir.

Doktorunuz ayrıca serviks kanserine yatkınlık olup olmadığının anlaşıldığı bir Pap smear testi de yapabilir. Pap smear testinde serviksten küçük örnek hücreler alınır ve anormal hücrelerin incelenmesi için bir labaratuvara gönderilir. Birçok kadın doktorun Pap smear için hücre almasını hissetmez.

3. Adım Doktorunuz spekülomu çıkarır, eldivenli parmaklarına yağ sürer ve karnınıza hafifçe bastırarak parmaklarını vajinanıza sokar. Bu şekilde pelvisinizde şekillerinin, boyutlarının ve pozisyonlarının normal olduğundan emin olmak için rahminizin, yumurtalıklarınızın ve serviksinizin şeklini ve yoğunluğunu hissedebilir.

Doktorunuz ağrı ya da yumru olup olmadığına bakmak için göğüslerinizi kontrol eder. Size kendi göğüslerinizi nasıl kontrol edeceğinizi gösterir

Muayeneniz sona erip siz üzerinizi giyindikten sonra doktorunuz sorularınızı ya da endişelerinizi cevaplandırır.

PAP SMEAR SONUÇLARI
Pap smear sadece serviks kanserinin erken aşamalarını belirlemek için kullanılsa da serviks hücrelerindeki değişiklikler enfeksiyon ya da genital siğiller gibi birçok nedenden kaynaklanabilir. Labaratuvardan Pap smear ile ilgili olumsuz bir sonuç çıkarsa doktorunuz ilk sonuçların doğrulanması için başka bir test yaptırmanızı ya da kolposkopi yaptırmanızı isteyebilir.

Diş Gıcırdatma Hakkında

Diş gıcırdatma, uyku esnasında dişleri birbirine sürterek gıcır­datma alışkanlığıdır. Yatak partne­rini uyandıracak derecede sesli olabilir ve çene o derece sıkılır ki, gıcırdatma diş minesini aşındı­rabilir ve bu diş köklerinin gevşe­mesine yol açabilir. Diş gıcırdatma, genellikle stres ya da gerilimden kaynaklanır ve psikoterapi yoluyla, altta yatan sebebin bulunması suretiyle tedavi edilir. Dişçiniz, dişlerinizin zarar görmemesi için geceleri takaca­ğınız bir dişlik hazırlayabilir.

Kardiyomiyopati

Kalp kasının (miyokard) güçsüzleşmesini içeren herhangi bir kalp hastalığı kardiyomiyopati olarak adlandırılabilir. Bu, tamamı kalp kasının hasar görmesine ve kalp fonksiyonunun bozulmasına neden olabilecek birçok hastalığı içeren geniş bir terimdir.

Kardiyomiyopatinin bazı türlerinde güçsüzleşmiş olan kalp kası incelir; diğer türlerinde ise anormal bir şekilde kalınlaşır. Bu durumlardan herhangi birinde ventriküller (karıncıklar) artık etkin bir biçimde kanı pompalayamaz. Kan, kalpte hareketsiz kalır ve bu da kanın pıhtılaşma olasılığını arttırır. Pıhtılar serbest kalıp arteriyal emboliye neden olabilir.Ayrıca, abluka altında olan kalp kası, potansiyel olarak tehlikeli olan anormal kalp ritimlerine (ritim bozukluklarına) karşı daha açık bir hale gelir. Sıklıkla konjestif kalp yetmezliği gelişir.
Bazen kardiyomiyopatiye, kalp kasının iltihaplanması olan miyokardit neden olur. Genel¬likle bir enfeksiyon, sorunun kaynağıdır. Coxsackie B virüsü ve ekovirüs, miyokarditin en sık rastlanan nedenleridir.

Daha yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, mutant (türeşik) bir Coxsackie B virüsü türünün miyokardite ve kardiyomiyopatiye neden olma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. İnsan immun yetmezlik virüsü, Lyme hastalığı ve Ttypanosoma cruzi olarak adlandırılan tropikal bir parazit de sorumlu olabilir.

Lupus ve bir kalp naklinden »sonra gelişen reddetme reaksiyonları gibi kronik enflamatuar (iltihaplı) hastalıklar da miyokardite neden olabilir.
Koroner arter hastalığı da, kalbin büyük bir kısmına kan akışının azalmasına (iskemik kardi¬yomiyopati) neden olarak kalıcı (sürekli) bir kalp kası güçsüzlüğüne yol açabilir. Bu, koroner arter hastalığı bir kalp krizinden dolayı herhangi bir kalp kasının ölümüne neden olmamış olsa bile meydana gelebilir.

Diğer kişilerde kalp kası hasarı, çok fazla alkol almaktan kaynak¬lanan toksik etkilerden dolayı meydana gelir (alkolik kardiyomi¬yopati). Bu, ömür boyunca aşırı alkol almadan ya da 5 ila 10 yıldır bir sürede günde dört ya da beş alkollü içecek tüketmenin yarattığı kümülatif etkiden kaynaklanabilir.

Genellikle alkolizme eşlik eden zayıf beslenmenin neden olduğu vitamin eksiklikleri de kalbi güçsüzleştirebilir. Erken safhalarında, alkolden uzak durarak alkolik kardiyomiyopati yok edilebilir. Ancak, hastalık ilerledikçe, kalp kası hasarı kalıcı bir hal alır Restriktif kardiyomiyopati bir diğer türdür. Kalp kası ya kalınlaşır ya da anormal hücreler veya diğer maddeler tarafından istila edilir. En yaygın olarak görülen şekli, yüksek kan basıncına (tansiyona) ya da yüksek dirence (kalp, bu yüksek dirence karşı pompalama yapmak zorundadır) neden olan diğer hastalıklara bir tepki olarak gelişebilen genişlemedir aortik stenozdur.
Hipertrofik kardiyomiyopati olarak adlandırılan ve sıra dışı kalıtımsal bir hastalık, özellikle iki ventrikülün (karıncığın) arasındaki duvar olmak üzere kalp kasının kalınlaşmasına neden olur. Şiddetli vakalarda, kasın aşırı kalınlaş¬ması kanın kalpten dışarı akmasını engeller ve bayılma ya da hatta ani ölüme neden olabilir.Bu hastalık genellikle 40 yaşından önce gelişir ve 10 yaşın¬daki çocukları bile görülebilir. Birçok genç sporcunun ölümünden bu hastalık sorumludur.

SEMPTOMLAR
Kardiyomiyopati erken safhalarında semptomlara neden olmaya¬bilir. Başka bir hastalığı teşhis etmek için çekilen göğüs röntgeni kalbin genişlediğini gösterdiğinde tesadüfen keşfedilebilir.Kardiyomiyopati semptomlara neden olduğunda, bunlar artık zayıf (sorunlu) bir kalbin neden olduğu semptomlar: halsizlik, güçsüzlük ve çok az efor sarf edildiğinde veya uzanırken bile oluşan nefessiz kalma.

Kardiyomiyopati anormal kalp ritimlerine (ritim bozukluklarına) neden olduğunda; semptomlar çarpıntı, sersemlik hali, bayılma ve hatta ani ölümü kapsayabilir. Hipertrofik kardiyomiyopitisi olan kişilerde göğüs ağrısı da gelişebilir.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Fiziksel bir muayenenin sonuçlan olan semptomlara (özellikle kalp yetmezliği sinyalleri) ve bir göğüs röntgeni, ekokardiyogram ve elektrokardiyogramın sonuçlarına bakılarak kolayca kardiyomiyopati teşhisi konabilir.

Nadiren, endomiyokardiyal biyopsi olarak adlandırılan bir teste gerek duyulur. Bu testte, boyundaki bir vene (toplardamara) bir kateter sokularak kalbe inilir. Kateterin ucunda bulunan küçük bir alet kullanılarak kalp duvarının iç kısmından küçük bir parça alınır. Daha sonra bu kalp dokusu örneği mikroskop altında incelenir.
Semptomların en yaygın olarak görülen iki nedeni olan kalp yetmezliği ve anormal kalp ritim¬leri de (ritim bozuklukları da) dahil olmak üzere kardiyomiyopatinin tüm türleri için tedaviler mevcuttur.
Alkolik kardiyomiyopatisi olan kişiler, alkolün etkilerine karşı özellikle hassas gibi görünmektedirler.

Bu hastalığın tedavisindeki en önemli adım, alkolü bırakmaktır. Alkol bırakıldıktan sonra, kalp yetmezliği semptomları ilaçlar ve diyet (beslenme) değişiklikleriyle kontrol edilebilir.Hipertrofik kardiyomiyopati tedavisi, göğüs ağrısı ve nefessiz kalma semptomlarını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Daha da önemlisi, bu tedavi ani kardiyak ölüm riskinizi azaltır. Bu genellikle beta blokörlerin ya da kalsiyum kanal blokörlerinin kullanılmasını gerektirir.

Anormal kalp ritimlerini (ritim bozukluklarını) önlemek için de ilaç almanız gerekebilir. Aşın yorucu egzersizlerden kaçınınız çünkü bu ani kardiyak ölüme neden olabilir.

Bazen, kalp ritimlerini düzenli tutmak için bir kalp pili (pacemaker) ya da vücuda yerleştirilebilen bir defiralatör kullanmak gerekir. Kalpteki kan akışı kalınlaşmış kalp kası tarafından şiddetli bir şekilde sekteye uğratılıyorsa, bu sorunu ortadan kaldırmak için kalp kasınızın bir kısmının cerrahi yolla alınması gerekebilir.

Aile bireylerinizde hipertrofilik kardiyomiyopati varsa, hiçbir semptom görülmüyorsa bile sizde de hipertrofilik kardiyomiyo¬pati olup olmadığını anlamak için muayene olmanız gerekir.

Kontakt Lensler

Kontakt Lensler

Saydamtabakanın üzerine yerleştirilen ve gözde uzun süre kalabilen mercekler Kontakt lens ya da yalnızca lens adıyla tanınır.

Kontakt lens takılmadan önce

göz hekiminin gerekli incelemeleri yap­ması gerekir. Saydamtabakanın eğriliğiyle ilgili çeşitli ölçümler yapılarak lensin göze uygunluğu sağlanmalıdır. Kontakt lenslerle ilgili ağır komplikasyonlara ender rastlanır. Uzun süre göz­de kalmasına bağlı olarak Kontakt len­sin örseleyici etkisi ortaya çıkabilir. Ama kuralına uygun kullanım ve belirli bir alışma süreci sonunda çoğu zaman bütün sorunlar ortadan kalkmaktadır. Günümüzde Kontakt lensler üç ana gru­ba ayrılır. Bunlar sert, yumuşak ve gaz geçirgen sert lenslerdir.

Kontakt Lenslerin Üstünlükleri

Estetik üstünlüklerinin yanında Kon­takt lenslerin gözlüklere göre birçok üstünlüğü vardır: Kontakt lensler gö­zün hareketlerini izlediklerinden görme alanını sınırlamazlar. Göze yakın ol­dukları için de, özellikle kırma gücü yüksek merceklerdeki gibi görüntünün büyümesine ve küçülmesine neden ol­mazlar.

Bu nedenle iki göz arasında üç dereceden yüksek kırılma farklılıklarını düzeltebilirler. Oysa bu düzeltme göz­lükle olanaksızdır.

Kontakt lenslerin sürekli gözyaşı salgısıyla ıslanmalarına karşın görüntü­nün net kalması ilginçtir. Keratokonus (ağır bir saydamtabaka bozukluğu) gibi normal merceklerle düzeltilemeyen astigmatik olgularında, mutlaka saydam tabaka lensleri kullanılması gerekir.

Okul Çocuklarının Enerji ve Besin İhtiyaçları?

Okul çocuklarının enerji ve besin öğelerine ihtiyacı, vücut ağırlığının kilosu başına ihtiyaç miktarı çocuk büyüdükçe azalır; ancak, ağırlık artışı nedeniyle enerji ve besin öğelerine toplam ihtiyaç miktarları çoğa­lır. Bunu karşılamak üzere, besin gruplarından alınacak günlük miktarlar okul­öncesi çocuklar için verilenlere göre artar. Okulöncesi çağındaki çocukların beslenmesiyle ilgili olarak yapılan açıklamalar okul çocuklarının beslenmesi için de geçerli olduğundan burada tekrarlanmayacaktır. Okul çocuklarının günlük diyetinde besin gruplarından bulundurulması gereken besinler ve ortalama mik­tarları ile ortalama porsiyon sayıları belirtilmiştir. Yalnız, çocuk büyüdükçe, günlük alınması gereken miktarlar artar. Her gruptan seçilen besin­ler üç ana öğünde, gerekirse çocuğun isteği ve durumuna göre öğün aralarında kahvaltı şeklinde verilir.
Belirli aralıklarla çocuğun boy ve ağırlığı ölçülerek, normal ölçülerle kar­şılaştırılır. Boya göre normal ağırlığı aşma eğiliminde ve şişman olan çocukların diyetinde enerji değeri yüksek tatlı, şeker ve yağ azaltılır. Zayıf olanların diyetinin enerji değeri artırılır. Bu konuda çocukla işbirliği yapılır, zayıflığın ya da şişmanlığın nedenleri anlatılarak bilinçlenmesine çalışılır. Hare­ketsiz, şişman ve aşırı yiyen çocuklar jimnastik ve spora yönlendirilir; sorunla­rının çözümüne yardımcı olunur. Çocuğun beslenmesinde ve bu konudaki eği­timinde aileye olduğu kadar okula da görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Yemek Borusu iltihabi

YEMEK BORUSU İLTİHABI

Yemek borusu iltihabı (özofajit), yemek borusu çeperinin iltihaplanmasıdır. Nedenlerine göre birçok yemek borusu iltihabı ayırdedilir: Yakıcı maddelere bağlı yemek borusu iltihabı; bir yabancı cisim bulunmasına bağlı ikincil yemek borusu iltihabı; mide ağzının işlevsel bozukluğu sonucu mide suyunun gerî kaçarak yemek borusunun mukozası ile temasına bağlı yemek borusu iltihabı; ışın tedavisi sonrası yemek borusu iltihabı; enfeksiyon kökenli yemek borusu iltihabı.

YAKICI MADDELERE BAĞLI YEMEK BORUSU İLTİHABI

Yakıcı bir sıvı (klorhidrik ya da sülfürik asit; sodyum hidroksit; potasyum hidroksit), daha ender olarak da kaynar bir sıvı alınmasının yolaçtığı, yemek borusu yanığına bağlı bir bozun sözkonusudur. Özellikle kazayla bu sıvıları içen küçük çocuklarda görülür.

Yakıcı sıvının alınması hızla iyileşen, ama sonunda bir darlık bırakma tehlikesi taşıyan yemek borusu yanığına ya da ivegen yemek borusu iltihabına yolaçar.

TEŞHİS

Klinik belirtiler

Sözkonusu sıvı alınır alınmaz, sıvının izlediği yol boyunca, yanma tipinde çok şiddetli ağrılar saptanır. Yutma güçlüğü hemen başlar, bütün yutma girişimleri son derece ağrılıdır. Salya salgılanması boldur (bazen kanlıdır); çocuk huzursuz, terle kaplıdır; elleri soğuktur. Nabız hızlı ve zayıf, atardamar basıncı düşüktür. Bütün bu belirtiler şok belirtileridir ve acil tedavi gerektirir.

Daha sonra, yutma güçlüğü ve ağrılar azalarak, sıvı beslenmeye izin verirler. Bu görünür iyileşme 15. güne doğrudur. Ama bu süre içinde yemek borusundaki iltihap gerilerken, yerinde gelişen bağdokusu sonucunda yemek borusu daralır. Burada, yemek borusu çeperinde oluşan nedbe yapılı bir darlığı önlemeye yönelik tedavi uygulanmalıdır. Önlem alınmazsa, bu darlığın belirtileri Ortaya çıkacaktır.

— önceleri katı, daha sonra giderek sıvı besinler için ağrısız, ama ilerleyici ve kalıcı bir yutma güçlüğü;

— yutma güçlüğü önemli derecelere vardığında, ona eşlik eden besinleri mideye inmeden geri çıkarma.

Bu bulguların şiddetine göre zayıflama az ya da çoktur.

İŞLEVSEL BÜYÜK YEMEK BORUSU HASTASININ SAĞLIK KORUNMASI

Bu yemek borusu hastalığı nöbetlerle ilerler. Bu nöbetler arasında hastalığa iyi katlanıl-dığından özellikle nöbetlerin önlenmesine çalışılır.

Alkol ve tütün

Bütün yemek borusu hastalıklarında alkol ve tütün kullanımının mutlaka kesilmesi gerekir. Bunlar, zaten hastalık nedeniyle dayanıklılığı azalmış yemek borusu mukozasını tahriş ederler.

Heyecan

Doğal olarak bütün heyecanlardan kaçınmak güçtür; oysa hastalık nöbetlerini çoğunlukla heyecan başlatır. Dolayısıyle, hastanın çevresi şiddetli heyecanları elden geldiğince sınırlamaya çalışmalı ve hastaya karşı dikkatli olmalıdır.

Spor ve bedensel çabalar

Nöbetler arasında hiçbir önlem gerekmez. Nöbetler sırasında ağır sporlardan kaçınılmalıdır.

Tıbbi gözetim

Bu konu kalıplaştırılamaz. Bazı kişiler yalnızca hastalık nöbeti sırasında hekime başvururlar; bazıları ise düzenli aralıklarla hekime görünürler.

Mide ülserlerinde, pek sık olmamakla birlikte kötücül yozlaşma tehlikesi bulunduğundan, yılda bir yemek borusu-mide-onikiparmakbarsağı geçişi filmi aldırmak uygun olur. Ayrıca, ülserli hastalara, bazı ilaçların ihtilata yolaçabileceğinin açıklanması çok önemlidir. Bunlar aspirin, kortizon türevleri ve genel olarak verilmemeleri gereken bütün romatizma ilaçlarıdır. Bu ilaçlar ülserli hastalarda bir sindirim sistemi kanaması başlatabilirler.

Röntgen muayenesi

15. güne doğru bir baryumlu geçiş filmi almaya dayanır. Çok özel görüntüler vermez, ama daha sonra yemek borusunda bir daralmayı görünür kılar.

Yemek borusu içine bakma (özofagoskopi)

Nedbeleşme bölgelerinin ve mukoza yaralarının görülmesini sağlar. Daha sonra, darlık varsa daralmayı gösterir. Ama çok tehlikeli bir muayene yöntemidir.

EVRİM

Başlangıçta çok ciddi bazı yanıklar, mediyastin iltihabına yolaçan yemek borusu delinmelerine neden olabilir. Daha sonra ortaya çıkan sorun ise, yemek borusu çeperindeki iltihap iyileşirken ned-be oluşumuna bağlı daralmalardır. Bunlar önlenmeye çalışılır; ama teşhis edilmezlerse, darlığın üstünde besinlerin birikip uzun süre kalması, süreğen bir yemek borusu iltihabına yolaçar.

Uzun dönemde nedbe yapılı darlıkların tekrarlama tehlikesi, özellikle de kanserleşme olasılığı vardır. Bu tehlikeler nedeniyle, hastalar ömür-boyu tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.

HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ

Bunlar, yemek borusu yanığına ek olarak mide yanığı gösteren biçimlerdir. Sistemli olarak araştırılmaları gerekir; çünkü mide yanığı hemen belirti vermeksizin mide kapısı bölgesinde bir darlığa yolaçar. Teşhis 15. güne doğru, yemek borusu-mide geçişi filmi alınarak konur.

AYIRICI TEŞHİS

İvegen dönemde teşhis kolaydır.

Bir yemek borusu darlığının nedenini saptamak için, hastanın geçmişinde büyük belirtiler vermeksizin geçmiş olabilecek bir yemek borusu yanığı öyküsü aramak gerekir.

TEDAVİ

Başlangıçta

Çocuğu kusturmaya çalışmamak ve su vermemek (çünkü sıvının hacmini artırmaktan başka işe yaramaz) gerekir. Asit içmişse, süt ya da albüminli su (1/2 litre suya 4 yumurta akı) içirilmelidir. Sodyum ya da potasyum hidroksit içmişse, limon suyu verilmelidir.

Hastanede şok ve ağrı (ağrı şiddetli olduğu sürece morfin verilir) tedavi edilir ve enfeksiyonla savaşmak için antibiyotik tedavisine başlanır.

İkinci evrede

Çocuk yapay olarak beslenir ve darlığı önleyici bir tedaviye başlanır. Bunun için, darlıktan sorumlu aşırı bir bağdokusu gelişmesini ve nedbe oluşumunu önleyici olarak kortizon türevleri verilir; 3. haftadan başlanarak, yemek borusu içine bakma muayeneleri sırasında ve genel uyuşturum altında, sondalarla genişletme tedavisi uygulanır.

Yerleşmiş darlık döneminde

Endoskopla gözetim altında, sondalar yardımıyla yemek borusunun genişletilmesine çalışılır. Bu genişletmeler işe yaramıyorsa, cerrahi tedaviye başlanır. Daralmış yemek borusu çıkarılır ve aynı hastadan alman bir barsak parçasıyla sindirim kanalının sürekliliği sağlanır. Bu ameliyata «yemek borusu onarımı» (özofagoplasti) adı verilir. İlk kazadan 3-5 yıl sonra uygulanır.

YABANCI CİSME BAĞLI İKİNCİL YEMEK BORUSU İLTİHABI

Yemek borusunda takılan ve orada kalan her katı öğeye, «yemek borusuna girmiş yabancı cisim» denir.

Böyle bir cisim, bir mukoza tepkisine ya da yemek borusu iltihabına yolaçar.

Yabancı cisim yutma hem çocukta, hem erişkinde sık raslanan bir kazadır; yutulan ve yemek borusuna takılan cisimler çok değişiktir (kümes hayvanları kemiği; iğne; maden para; v.b.).

NEDEN

Nedeni, bir cismin kazayla yutularak yemek borusuna batmış ve takılı durumda kalmasıdır.

TEŞHİS

Klinik belirtiler

Bazen, sözgelimi yabancı cisim çok yukarda yerleştiği zaman, gırtlağı sıkıştırır; böylece, kaygılandırıcı solunum belirtileri ortaya çıkar.

Çoğunlukla hasta, ancak birkaç gün sonra hekime başvurur. Gerçekten, kazayla yabancı cisim yutulduktan sonra herşey yoluna girmiş gibi görünürken, yutma güçlükleriyle ve bazen birkaç küçük kanamayla birlikte, göğüste kendiliğinden bazı ağrılar ortaya çıkmıştır. Daha sonra enfeksiyon belirir ve yemek borusu çeperinde mukozaaltı bir ap£e oluşarak, zonklama tipinde ağrılara ve ateşe yolaçar. Artık yutma güçlüğü belirgindir.

Çocuklarda, sorguyla fazla bir şey öğrenile-meyeceğinden, anneler de her zaman kazayı göremediklerinden, teşhis daha güçtür.

Tamamlayıcı muayeneler

Röntgen filmi

Hasta hazırlanmaksızm alman akciğer filmi, X ışınlarını geçirmeyen yabancı cisimlerin (iğne, para, v.b.) yerlerinin saptanmasını sağlar. Yemek borusunun baryumlu geçiş filmi de, ışın tutmayan cisimleri gösterir.

Yemek borusu içine bakma (özofagoskopi)

Yemek borusunda yabancı cisim bulunup bulunmadığını doğrulamayı ve yabancı cisim varsa çıkarılmasını sağlar.

EVRİM

Çıkarılmayan bir yabancı cisim, yemek borusunda irinlenmeye yolaçar. Bu durumda yemek borusunun delinme tehlikesi vardır; bunun çok ciddi ihtilatı da mediyastin iltihabıdır. Bazen, yabancı cisim ilk günlerde kendiliğinden serbestleşebilip mideye düşebilir ve en ufak bir ihtitata bile yolaçmaksızın, doğal yollarla dışarı atılabilir.

AYIRICI TEŞHİS

Tek sorun, bir yemek borusu yabancı cismini, soluk borusu yabancı cisminden ayırdedebilmektedir.

TEDAVİ

Hasta, kazadan kısa süre sonra, hekime başvurursa, kısa süreli genel uyuşturum altında (yemek borusu içine bakma muayenesi sırasında) yabancı cisim çıkarılmaya çalışılır.

Hasta hekime çok daha geç başvurmuş, dola-yısıyle de enfeksiyon olmuşsa, yemek borusu içine bakma muayenesinin (özofagoskopi) cismi çıkarmaya yeterli olup olmayacağını (az karmaşık olgularda yeterlidir) ya da yabancı cismi çıkarıp neden olduğu apseyi boşaltmak için cerrahi bir girişim düşünmek gerekip gerekmediğini anlamak için bir bilanço yapılmalıdır.

Bu arada, enfeksiyonla savaşmak için, 8 gün boyunca antibiyotik tedavisi uygulanır.

Ağız ve diş sağlığı

Sigara, ağız ve diş sağlığımız açısından da büyük boyutlarda risk taşıyor. İçeriğindeki nikotin ve diğer kimyasal maddeler sayesinde diş ve diş etlerinde çok çeşitli hastalıkların görülmesi uzmanları her geçen gün daha fazla harekete geçiriyor.

Uzmanlar; günümüzde sigara içenlerde ağız kanserinin giderek yaygınlaştığını, bunlarla birlikte dişeti çekilmesi ağız kokusu, damakta oluşan iltihaplar, doku bozuklukları ve dişlerde katran oluşumu gibi rahatsızlıkların görüldüğünü, diş kayıplarına sebep olduğunu ve gülmeyi etkilediğini hatta bu şikayetleri olanların hayat kalitesinin düştüğünü belirtiyorlar… dikkat edilmesi gerekiyor…

Çürük dişleri olanlar özellikle dikkat etmeli, sigara içmek diş çürüğünün süratle yayılmasında çok büyük etken.

Sadece sigara içenlere için değil aynı zamanda dumanı solumak da aynı zararlı etkileri yapabiliyor. Araştırmalar; sigara içmeyen ama içilen ortamlarda bulunan pasif içici diye tabir edilen kişilerin de aynı hastalıklara yakalandığını belirtmektedirler.

Havanızı koruyun sloganı; sigara içenler arasında sigarayı bırakmaya ne derecede etkilidir bilemiyoruz ama dileğimiz tirkayilerin, özellikle kendi sağlıkları sonra yakın çevrelerideki kişilerin sağlığı ve hepimiz için sigaradan vazgeçemeleridir…

Biz sizleri düşünüyoruz… peki siz…? öncelikle sevdiklerinizi düşünüyormusunuz…? zira kendinizi düşünmediğiniz son derece açık…

Yüzde yüz dumansız hava için bir kez daha düşünmenizi istiyoruz, sağlıklıysanız dünyanın en mutlu insanı sizsiniz…

Gözlerinizdeki ışıltının, yüreğinizdeki coşkunun bitmemesi dileğiyle sizleri temiz hava solumaya davet ediyoruz…

Akdeniz Anemisi

Akdeniz anemisi taşıyıcılığı ne anlama gelir?

Akdeniz anemisi taşıyıcılarının pek çoğu bu hastalığı taşıdıklarının farkında bile değildirler fakat Akdeniz anemisi hastası bir bebekleri olduklarında veya özel kan testini yaptırdıklarında anlarlar. Akdeniz anemisi taşıyıcısı kişilerde alyuvarlar daha küçüktür ve içleri daha boş görülür. Taşıyıcılarda hemoglobin molekülünün küçük fraksiyonu, HbA2 konsantrasyonu normal insanlara göre daha yüksek orandadır.Akdeniz anemisi taşıyıcılığı, anne, babadan çocuklarına geçebilir, kalıtsaldır ve ömür boyu devam eder.

Akdeniz anemisi taşıyıcıysanız bunun neticeleri ne olabilir?

Akdeniz anemisi taşıyıcısı olduğunuzu bilmeniz çok mühimdir. Zira, anne ve babanın her 2’si de taşıyıcıysa, ağır bir kan hastalığı olan Akdeniz anemili çocuğunuz olabilir.

Akdeniz anemisi taşıyıcısı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Özel bir kan tetkiki yaptırmanız icap ediyor. Hekimler alyuvarlarınızın çapını ve hemoglobinA2 düzeyinizi ölçerek tespit edecekler. Kan testi yapılmadan taşıyıcının ortaya çıkması mümkün değildir.

Akdeniz anemisi taşıyıcısı hasta mıdır?

Hayır hasta değildir. Herhangi bir tedaviye gerek yoktur.

Akdeniz anemisi taşıyıcısı diğer hastalıklara daha çok mu yakalanır?

Hayır .

Herhangi bir tedavi Akdeniz anemisi taşıyıcılığını değiştirebilir mi?

Hayır.

Akdeniz anemisi taşıyıcılığı, Akdeniz anemisi hastalığına dönüşebilir mi?

Hayır.

Akdeniz anemisi taşıyıcısı olduğunuzu bilmeniz niçin önemlidir?

Şayet Akdeniz anemisi taşıyıcısıysanız hafif bir kansızlığınız olabilir. Bu kansızlık hatalı olarak diğer kansızlık sebepleriyle, özellikle demir eksikliği kansızlığıyla karıştırabilir ve taşıyıcıya demir eksikliği sanılarak demir tedavisi yapılır. Halbuki taşıyıcılarda demir yüksek olabilir ve buna ek olarak demir verilmesi zararlı etki yapabilir.Bu genetik hastalıkta anne ve baba taşıyıcıysa, her gebelikte yüzde 25 ihtimalle normal, yüzde 50 taşıyıcı ve yüzde 25 oranında da hasta çocuk sahibi olabilirsiniz.

Şeker Hastalığı ve Oruç

Diyabetlilerin genel olarak kan şekeri seviyelerini dengede tutabilmeleri için aç kalmamaları gerekiyor. Sağlıklı kişiler üç öğünle yetinirken diyabeti olanların üç ana, üç ara öğünle günde altı öğün beslenme şekline uymaları istenir. Öğün atladığında hipoglisemiye kan şekerinin fazlasıyla düşmesine ve uzun süre aç kalındığında bir sonraki öğünde fazla yemek yenilmesi de hiperglisemiye yani kan şekerinin yükselmesine neden olacaktır. Sık aralıklarla yemek yendiğinde insülin dengesi de korunmuş olur.

Kan şekeri diyetle kontrol altına alınan hastalarda oruç tutmanın ilaç yada insüline geçişte ve diyabet hastalığının diğer komplikasyonlarının da ortaya çıkmasında büyük etkisi olduğu belirtiliyor. Bu nedenle ilaç yada insülin kullanan diyabet hastaları ara öğünleri kesinlikle atlamamalı ve proteine ağırlık vermelidir.

İnsülin hormonu, alınan gıdaların vücutta kullanılması yada depolanmasında yeterli olamadığından diyabet hastalarında esas olan diyet ve egzersizdir. Gerektiğinde ise ilaç ya da insülin takviyesine geçilebilir.

Bu anlamda açlık ve susuzluk gerektiren oruç, şeker hastalığını kontolden çıkarabilir ve istenmeyen sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabilir.

Esnemek Bulaşıcı mıdır?

Empatik refleks

Esnemeyi düşündüğümüzde ya da birinin esnediğini gördüğümüzde hatta esneme ile ilgili bir yazı okuduğumuzda hemen bizde de esneme olur. Uzmanlara göre bu durum - yani başkalarının esnemesini taklit etmek de deniyor - empatik bir refleks olarak açıklanıyor.

Nöron etkisi

Esneyen birisini görmekle kişinin beynindeki nöronlar harekete geçiyor, bu sayede esneyen kişinin o anda ki refleksi hissetmesine sebep oluyor ve esneme ihtiyacı ile eylem gerçekleşiyor.

Aynı zamanda sıkılma işareti

Uzmanlar; insanlarda ki esneme eyleminin neden gerçekleştiğini, neden bu ihityacın oluştuğunu bulmaya çalışıyorlar. Araştırmacıların bir kısmı bunun sıkıntıdan oluşabileceğini düşünmesine rağmen bir kısmı ise; esneme ile kandaki oksijen ve karbondioksit dengesinin bu sayede korunduğunu ileri sürüyor.

Beyni serinletiyor

Bu konuda son yapılan araştırmalara göre ise; esneme ile beyinde serinleme olurken daha hızlı çalıştığı ortaya çıkıyor, tıpkı bilgisayarlardaki vantilatör gibi. Ayrıca esnemenin uykuya hazırlık olarak bilinmesine rağmen, esneyerek beyinde soğuma oluşunca uykuya dalmakta da zorluk ortaya çıkıyor.